OSMANBEY'DEN Couture Geleneğinin Genç İmzası TAMER AKTAŞ
12 Aralık 2020

‘Haute couture’ çalışmadaki en hassas noktalardan biri, daha elbise yokken hayali satmaktır. İstediğiniz kadar hayal edin; o hayali, o kadının üstünde gerçeğe dönüştüreceğinizi unutmamak gerekir. Benim tasarımlarımda elbiselerin temasını, onu giyecek kadının kişisel hikâyesi belirler. 

 

Meslekteki 17’nci yılını geride bırakan Couture Designer Tamer Aktaş, sadık bir müşteri kitlesi olan Nişantaşı’ndaki atölyesinde Yıldırım Mayruk, Vural Gökçaylı, Canan Yaka ve Fevziye Çamer gibi duayenlerin mirası olan ‘couture’ geleneğini sürdüren parlak bir tasarımcı ve zanaatkar olarak dikkat çekiyor. Kreasyonlarında klasik sayılabilecek zamansız siluetlere ve renklere yer veren Tamer Aktaş, lüks kumaşlar, yaratıcı katlama teknikleri, kaliteli el işçiliği ve yüksek dikiş tekniklerini kendine has tasarım zekâsı ile bir araya getiriyor.  

Şu dönem, geniş ürün yelpazesiyle dünya pazarlarını hedefleyen “Zallia Tamar” adında yeni bir marka projesi üzerinde çalışan Tamer Aktaş’a merak ettiklerimizi sorduk.  

 

 

Bir tasarımcı olarak pandemi süreci sizi nasıl etkiledi? Tasarım yapmaya devam ettiniz mi?  

Bizler de tüm sektör gibi salgının yarattığı sıkıntıları ciddi bir biçimde hissettik elbetteDavet ve ‘occasion’ların son bulması bir couture designer olarak beni son derece olumsuz etkiledi. Bununla birlikte ben bu zor dönemi elimden geldiğince fırsata çevirmeye çalıştım. Nihayetinde hayatın bir saniyesi bile çok değerli, zamanı bu değerle tüketmek gerektiğine inanıyorum. Dolayısı ile pandemi sürecinde uzun zamandır planladığım farklı giyim projeleri üzerinde çalışma fırsatı yakaladım. Hayat biraz daha normale döndüğünde moda severleri güzel sürprizler ile buluşturmayı planlıyoruz.  

 

Bu sürpriz projeyi birazdan soracağım ama önce sizi biraz daha yakından tanımak istiyorum. Mesleğe ne zaman ve nasıl başladınız?

Meslekle ilgili cevherimi çocuk yaşta keşfettim. Birçok meslektaşımın hikayesi gibi küçücükken sürekli kumaşlarla oynama ve onlardan bir şeyler tasarlama isteği ile doluydumÇocukluğum Çanakkalede geçti. Biraz büyüyünce renkler, elbiselerin kadınlar üzerindeki duruşları, detaylar çok daha fazla ilgimi çekmeye başladı. Bunlar hayatımın anlamı gibiydi. Öyle ki Çanakkale’nin ileri gelen terzisi olan bir hanıma, rica minnet yardım etmeye başladım. İyi eğitim almış, donanımlı biriydi. Onu çalışırken pür dikkat izlerdim. Bu günkü başarımın temelinde ondan öğrendiğim bilgiler var diyebilirim. Daha sonra İstanbul Teknik Üniversitesi, Moda Tasarımı bölümünü kazandım. Fakat haute couture ilgili deneyimlerimi, bu işin duayenleri Yıldırım Mayruk, Vural Gökçaylı, Canan Yaka ve Fevziye Çamerde yetişmiş büyük ustaların tecrübelerinden kazandım. Avrupa’daki birçok modacının teknikleri ile ilgili sıkı araştırmalar yaparak üretim başarımı dünya standartlarına taşımaya gayret ettim.  

 

Şu anda İstanbul’da alışveriş ve modanın merkezi sayılan Nişantaşı’nda özel müşterilere ‘haute couture’ hizmet veriyorsunuz. Daha çok en üzerine yoğunlaşıyorsunuz?  

Yani açıkçası ben bir kadının gardırobundaki her şeyi ‘couture’ dikebilirim. Çünkü şık kadının günlük giyimden, özel gün kıyafetine kadar giyindiği her şey, iyi bir tasarım, özel kumaşlar ve kaliteli dikişi, yani ‘haute couture’ olmayı hak ediyor. Fakat malum yüksek standartlarından dolayı maliyetli bir üretim olması sebebiyle ‘couture’ genelde daha özel günlerde seçiliyor...

 

 

Bir haute couture tasarımcısının müşteri talep ve istekleri ile kendi çizgisi arasındaki dengeyi kurması çok önemli gözüküyor. Bu konuda ne söylemek istersiniz?  

Söz ettiğiniz denge kesinlikle çok ama çok önemli. Esas olan, herkesi ruhuna ve bedenine göre giydirmektir. Bej tonlarında kareli gömlek, kanvas pantolon, Timberland giyerek gelen, snob bir kadına, frapan model ve canlı renkli giydirirseniz sudan çıkmış balığa döner. Dünyanın en güzel kadını da olsa taşıyamadığı elbise ile sonuç tam bir fiyasko olur. Bu yüzden benim tasarımlarımda elbiselerin temasını, onu giyecek kadının kişisel hikayesi belirler. İstediğiniz kadar hayal edino hayalio kadının üstünde gerçeğe dönüştüreceğinizi unutmamak gerekir. 

 

Şu an gündeminizde neler var. Bu kış sizin giydirdiğiniz kadınlar nasıl görünecek?  

Açıkçası tüm insanlığın sağlıklı kalma çabası ve kaygıları, şıklıklarına olan heveslerini erteledi. Zaten bugünlerde herkes, evde kalmayı tercih ediyor. O yüzden biz hazırlıklarımızı büyük ölçüde bahara kaydırdık. Gündem bu kadar iç karartıcı olunca da sezon tasarımlarının insana rahatlama hissi verecek, iyimser duyguları harekete geçirecek özellikler taşımasına özen gösterdik. Salaş ve feminen kesimleri, pamuklu kumaşlar üzerinde soyut desenlerin ve kontrastların dansıyla bütünleştirdik. Bu özel parçaları bahar sezonu için üretmeye devam ediyoruz. 

 

Kapınızdan bir kadın giriyor. İlk kez sizinle çalışacak. Nereden başlar, nasıl ilerlersiniz?  

Haute couture çalışmadaki en hassas noktalardan biri daha elbise yokken hayali satmaktır. Bu hayali hayata geçirmek başlı başına iyi yönetilmesi ve kontrol edilmesi gereken bir süreç. Bir kere her şeyden önce elbisenin üretim süresi boyunca, müşterinin size duyduğu güvenin yerini stres ve kaygı almaması gerekiyor; ta ki son ana kadar Bu yüzden en baştan itibaren onunla bağ kurmak çok önemli. Onun yaşam biçimine, karakterine ve en önemlisi fiziğine uygun bir tasarım önermek gerekiyor. Gözlerindeki ışıltıyı görebiliyorsanız her şey yolunda demektir. Sonrası kendiliğinden akıp gider zaten. 

 

Sizin tasarımlarınızın ayırt edici özelliği nedir?  

Ben bu dönemde piyasada klişe olmuş ışıltılı detayları ve hiçbir arabic esintiyi tasarımlarımda kullanmıyorum. Aksine daha organik ve pastel çalışıyorum. Desenlerim soyut ve sürreal detaylarla dolu. Malzemelerim ve kesimlerim natural özelliklere sahip. Ayrıştırıcı bir tasarım zekasına sahip övgüsünü sıkça duymak beni gururlandırıyor ve motive ediyor. 

 

Röportajın başında yeni bir projeden söz ettiniz, biraz bundan söz eder misiniz? Yeni bir marka mı geliyor?  

Evet bu zorlu günlerde bize en çok yaşam sevinci aşılayan şey bu proje üstünde çalışmamız. Şık kadının gardırobunda birden fazla segmenti hedefleyen yeni bir marka kuruyoruz. Açıkçası giyim endüstrisinde, tasarımlarımızı daha geniş kitlelere duyurmak hayali ile yola çıktığımız bu projede şık ve modern kadının gardırobundaki bir sürü parçayı kapsayan bir yelpaze amaçlıyoruz. Tamer Aktaş Couture markasının 17 yıllık tecrübesiyle hayata geçireceğimiz ve dünya pazarı ile buluşturacağımız markamızın ismi, “Zallia Tamar” olacak. Bu marka çok uzun süren hayalin ve hazırlıkların eseri. Tasarımından, kalıplarına, dikim tecrübelerinden vizyonuna kadar her şeyin en iyisi olması için çalışılmış büyük bir proje olan Zallia Tamar’da her detay titizlikle düşünüldü. Hayat standartları normale dönüp, belli kazançlar sağlayacağımız temaslara geçtiğimiz anda markamızı moda severlerle buluşturacağız ve dünya pazarına sunacağız.  

 

Moda, kumaştır!..
Moda alışkanlık yaratmak, alışkanlıkları değiştirmektir.
Hatta dünyayı değiştirmektir bir süreliğine de olsa ...