OSMANBEY'DEN Modern Formlar / Şık Siluetler RIZA FERGANA
24 Haziran 2020

Tasarım yaklaşımında şıklığın yanı sıra rahatlığın altını çizen tecrübeli moda tasarımcısı Rıza Fergana, koronavirüs salgının da etkisiyle "daha az ama daha kalitelisini al" mottosunun kabul görmeye başladığına dikkat çekiyor. Tasarımcının, minimal estetik anlayışı ile ele aldığı 2020/21 Sonbahar-Kış koleksiyonlarının renk paletinde turuncudan bordoya uzanan sıcak renkler, doğayı simgeleyen toprak tonları ve yeşil öne çıkıyor.

 

 

2007 yılında İTKİB Genç Moda Tasarımcıları Yarışması’nda aldığı ikincilik derecesiyle moda dünyasının dikkatini çeken ve  Floransa Polimoda’da ‘Fashion and Marketing’ mastır yapan başarılı tasarımcı Rıza Fergana, Ümit Ünal, Hakan Yıldırım gibi Türkiye’nin önde gelen yaratıcı isimleriyle başladığı mesleğine, Koton ve Siviglia  gibi önemli markalarla devam etti. Son altı yıldır Keikei ve Fervente markalarının kreatif direktörlüğünü yapan Rıza Fergana’ya merak ettiklerimizi sorduk.

 

 

Koronavirüs salgınından dolayı tekstil ve moda sektörü mart ayından bu yana durma noktasına geldi. Bir tasarımcı olarak siz bu süreci nasıl geçirdiniz? Tasarım yapmaya devam ettiniz mi?

 

Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını sosyal ve ekonomik etkileri olan çok boyutlu bir meseledir. Aslına bakarsanız bu durum doğanın biz insanlara doğa ile daha uyumlu yeni bir dünya modeline geçmemiz için bir çağrıdır. İşin özü, dünyanın artık yeni bir paradigma değişikliğine ihtiyaç duymasıdır. Bu değişim zamanlarında ben de herkes gibi üretim sürecini değiştirmek ve tekrar değerlendirmek zorunda kaldım. Evde kalmak zorunda kaldığım bu günlerde tasarım hızımı yavaşlattım. Bu kötü anlamda bir yavaşlama değildi. Aksine düşüncesi derin bir yaratım sürecine girmiş oldum. Kendi başıma kaldığım, bol zamanım olduğu için bu süre zarfı içinde daha uzun soluklu ve nitelikli ürünler tasarladım.

 

Şu an ne üzerine çalışıyorsunuz?

Şu an Kei-Kei ve Fervente Tekstil için korona süresince eksik kalan ‘line’ları tasarlamaktayım. Bunlara ek olarak sonbahar ve kış koleksiyonu için de tasarım yapıyorum.

Bu yeni dönem için çalıştığınız firmalarda tasarım ve üretim departmanlarının çalışma şekliyle ilgili bir düzenleme oldu mu?

Mutlaka tasarım ve üretim sürecinde değişiklikler oldu. Genel hatları ile söylemek gerekirse, az önce söylediğim gibi yaratım süreci açısından daha kapsamlı, tasarım süreci olarak da daha uzun soluklu ürünler tasarlıyorum.

Keikei ve Fervente için yaptığınız koleksiyonlardan söz eder misiniz? Yılda kaç koleksiyon hazırlıyorsunuz kaç parçadan oluşuyor ve nelerden oluşuyor?

Bu soruya rakam ile cevap vermek çok zor.  Salgın öncesi tasarım sürecinden bahsedecek olursak, ‘fast-fashion’ yapmakta olduğumuzu söyleyebilirdim. Popüler olan trendleri takip ederek müşteri kitlesinin de taleplerini göz önünde bulundurarak, oldukça geniş bir ürün yelpazesine sahip olan koleksiyonlar tasarlamaktaydık. Ancak yaşadığımız süreç tamamen yeni bir üretim değişimi gerektirebilir.

İki markanın çizgileri birbirine yakın, bu sizin için zor olmuyor mu?

İki markanın çizgileri birbirine yakın ve ilk bakışta ayırması zor gözükse de iki firmanın talep ettiği ürünlerin nitelik ve nicelikleri detaylarda tamamen farklılık gösteriyor. Bu da benim işimi aksine kolaylaştıran bir etken.

Moda tasarımcısı olmayı ilk ne zaman düşünmüştünüz ve sizin bu mesleğe yönelmenizde kırılma noktası neydi?

Moda tasarımcısı olmayı tekstil-tasarım okuduğum lise çağlarında hedefledim. Fakat bir şekilde kıyafetlerle ilgili bir iş yapacağımı 6-7 yaşlarımdan itibaren biliyordum çünkü dikiş ve nakış işi yapan annemin yeteneklerini gözleme fırsatım hep oldu. Bende bu konuda bir ilgi oluştuğunu fark eden annem kumaşlarla ilk tanışmamı sağlayan insan olmuştur. İlerleyen yıllarda terzi ve tekstil atölyesi olan yakınlarımızın yanında sömestr ve yaz tatillerinde zaman geçirmeye başladım. Eğitimimde de bu yönde kararlar aldım ve bu günlere geldim.

Şu an daha çok abiye ve kokteyl elbiseleri tasarlıyorsunuz. Şayet bir markaya değil de kendinize bir koleksiyon yapıyor olsaydınız tercihiniz yine bu yönde mi olurdu?

Tercihim kesinlikle aynı yönde olurdu. Şu an olduğu gibi kokteyl ve “night-dress” tasarlardım. Ancak tarz olarak üzerinde düşünülmüş, kesim ve kalıplar ile zenginleştirilmiş küçük detay ve aksesuarların kullanıldığı daha yalın elbiseler tasarlardım.

 

 

2020/21 Sonbahar Kış sezonunda gündeminizde neler var? Özellikle abiye elbiselerde renk, kumaş ve siluet olarak neler göreceğiz?

Yaşadığımız korona sürecinin sonucu olarak, “daha az ama daha kalitelisini al“ mottosundan yola çıkarak, daha minimal estetik anlayışının ortaya konulduğu koleksiyonlar sonbahar-kış döneminde karşımıza çıkacak. Renk olarak ise dünya gidişatının aksine daha güçlü, kırmızının yerini bordoya bıraktığı doğayı simgeleyen toprak tonları ve yeşilin yanında enerji olarak aydınlatıcı özelliği olan turuncu tonlarını göreceğiz.

Sizin tasarımlarınızın ayırt edici özelliği nedir?

Benim tasarımlarımda en belirgin özelliğim şıklığı sağlarken rahatlığı da ön planda bulundurmamdır. Şık gözüken bir kadının kolunu kaldıramıyor olması veya adım atamıyor olması benim için kabul edilebilir değildir ve “un-cool” bir durumdur.

Koleksiyona başlarken nereden hareket edersiniz? Nasıl ilerlersiniz?

Trendlerden hareketle ilk olarak koleksiyon renklerini belirleyerek başlıyorum ve sonrasında genelde form ve harekete karar veriyorum. Bu hareketlerin kapsamına volan, fır-fır veya farklı bir kol detayı girebiliyor. Bu noktada çoğunlukla, drapaj yöntemine başvurarak ilk modellemeleri oluşturuyorum. Daha sonra model çizimleri ile koleksiyonumu oluşturuyorum.

Moda, kumaştır!..
Moda alışkanlık yaratmak, alışkanlıkları değiştirmektir.
Hatta dünyayı değiştirmektir bir süreliğine de olsa ...