OSMANBEY'DEN Muhafazakâr Abiyenin En Moda Hali SEVGİM TEZCANER KOÇOĞLU
12 Eylül 2020

“Eskiden tesettür giyim tarzı demode ve sıkıcıydı. İnsanların bireyselliklerini ifade etmeleri için muhafazakâr moda olgusu ortaya çıktı. Şu anda dünya modasında, muhafazakâr çizgileri destekleyen koleksiyonlara yer verilmekte.”.

12 yıl gibi uzun süredir aynı marka için tasarım yapan Sevgim Tezcaner Koçoğlu, muhafazakâr giyimi güncel moda trendleriyle yorumlayan ve ortaya etkileyici koleksiyonlar ortaya çıkaran tecrübeli bir moda tasarımcısı. Beyoğlu Olgunlaşma mezunu olan annesi; danteller, boncuklar, renk renk iplikler arasında geçen bir çocukluk onun bu mesleği seçmesindeki en büyük etken. Liseden sonra alınan stilistlik ve modelistlik eğitiminin ardından 1991 yılında başlayan profesyonel hayatı kesintisiz bir biçimde bugüne kadar sürmüş. Şu anda muhafazakâr çizgide abiyeye odaklansa da meslek hayatında farklı ürün grupları da tasarlamış olan Sevgim Tezcaner Koçoğlu’na merak ettiklerimizi sorduk.

 

 

Koronavirüs salgınından dolayı tekstil ve moda sektörü mart ayından bu yana durma noktasına geldi. Bir tasarımcı olarak siz bu süreci nasıl geçirdiniz. Tasarım yapmaya devam ettiniz mi?

Koronavirüsten dolayı duran sektörümüzde evde geçen günlerimde firma yöneticileri ve çalıştığım ekip arkadaşlarımla online haftalık toplantılar yaparak kendimizi sektör ve işimizden koparmadan 2021 Sonbahar-Kış sezonu ile ilgili bilgi alışverişinde bulunarak geçirdik. Bu sürecin sonunda yeni sezonda sunulacak koleksiyonumuzun alt yapısını hazırladık. Ben de evdeki çalışma ortamımda tasarım yapmaya devam ettim. Çizimlerimi ve hikayelerimi hazırladım. Dijital ortamda yapılan defileleri, moda platformlarını ve moda trendleri ile ilgili sunumları izleyerek süreci bu şekilde geçirdik.

 

Şu an hangi firmayla çalışıyorsunuz? Çalıştığınız firmanın hedef pazarı neresi?

Ben 12 yıldır Lacrema firmasında tasarımcı olarak görev yapmaktayım. Firmanın katıldığı fuar koleksiyonlarını hazırlıyorum. Koleksiyon yelpazemizde iç piyasa ve Ortadoğu ülkelerini hedef alan genç ve büyük beden mutaassıp abiye ile takım konseptimiz bulunmaktadır. Ayrıca Avrupa ülkelerindeki müşterilerimiz için de kokteyl elbiseleri ve büyük beden takım grupları çalışılmaktadır.

 

Tasarımcı- firma ilişkileri genelde çok uzun soluklu olmuyor ama siz 12 yıldır aynı firmayla çalışıyorsunuz. Bir firmada uzun süre çalışmanın artıları ve eksileri neler?

Evet Lacrima ile 12 yıldır çalışıyoruz. Uzun soluklu çalışmak bir tasarımcı için getirileri olduğu kadar götürüleri de olan bir süreç. Ama kişi, firmanın büyümesi ve hedef kitleleriyle kendini sürekli yenilerse bu uzun birliktelik çok zevkli bir süreç halini alıyor. Ben her yıl yeniden bu firmada ilk defa iş başı yapıyormuş gibi sezon koleksiyonlarımı hazırlıyorum. Bu heyecan da insanı başarılı ve sürekli kılıyor. Zaman içinde firma ile bütünleşiyorsunuz ve ekip ile alacağınız kararlarda daha doğru sonuçlar ortaya çıkıyor. Uzun süre bir firmada çalışmak tasarımcıya çok daha hızlı hareket etme imkânı sağlıyor. Aynı zamanda bir noktadan sonra tasarımın tüm yönleriyle ilgilendiğiniz ve karar verici hale geldiğiniz için kendinizi artık o firmanın tasarımcısı değil kreatif direktörü olarak tanımıyorsunuz.

 

 

Muhafazakâr günlük ve abiye giyim Osmanbey’in de güçlü kategorilerinden biri. Biraz muhafazakâr giyimden söz eder misiniz?

Eskiden tesettür giyim tarzı demode ve sıkıcıydı. Bu sebepten dolayı insanların bireyselliklerini ifade etmeleri için muhafazakâr moda olgusu ortaya çıktı. İlk dönem mutaassıp kadınlar tarafından tercih edilmesine karşılık şu anda dünya modasında da muhafazakâr çizgileri destekleyen koleksiyonlara yer verilmekte.

 

Muhafazakâr giyimde/abiyede önümüzdeki kışın trendleri neler?

Esasında tüm moda dünyası için geçerli olan trendler muhafazakâr giyim için de geçerli. Bu kış son birkaç sezondur maskulen görünümleri başrol oyuncusu takımlar yeni bir yol izleyerek etek ve ceket kombinlerine dönüşüyor. Siluetlerde özellikle vücudu çerçeveleyen balon formlar ortaya çıkıyor. Yaka esprisi olan gömlekler daha ön planda. Kışın dış giyimde yapay kürkler, kapitone dokulu parçalar gözümüze çarpacak. Bunları tamamlayıcı uzun püsküler ve zincirler modamıza yön verecek. Ayrıca canlı renklerde triko ve triko elbiseler, desenlerde ise kaz ayağından ekoseye enerjimizi yükseltecek kombinler gelmekte. Renk paletinde turuncu kiremit, sıcak kahveler ve bunları destekleyen ekru ve krem tonları öne çıkıyor. Ayrıca yazın devamı olan fuşya ve turkuaz özellik aksesuarlarda tamamlayıcı renk olarak devam etmekte. Feminenlik ve rahatlığın ön plana çıktığı abiyelerde ise bu sene kadife ön planda. Klasik abiye tonları dışında canlı kış tonlarının hakimiyetinin göze çarpacağı abiyelerde, kuşak esprisi, kollarda volan ve fırfır detayları tercih edilecek.

 

Yılda kaç koleksiyon hazırlıyorsunuz ve nereden başlayıp nasıl ilerliyorsunuz?

Yılda genelde abiye ağırlıklı iki ana koleksiyon hazırlıyorum. Sonra da ara geçiş koleksiyonlarım olmaya başlıyor. Koleksiyona başlamadan bir sene öncesi kendime çalışma düzeni dışında ayırdığım zaman süreçlerinde seyahate çıkıyorum, yurtdışı fuarlarını gezerek çeşitli etütler yapıyorum. Yeni koleksiyonumun hikâye renk ve çizgilerini belirleyici notlarla zamanımı geçiriyorum. Koleksiyona başlarken de ilk iş hikayemi ve renklerini belirliyorum. Hikayemin ana iskeleti oluştuktan sonra aralarına yeni çizgiler serpiyorum. Daha sonra kullanacağım garniler, desenler, taşlar, işlemeler, danteller geliyor. Ayrıca koleksiyonumun çizgisine uygun kalıp prototipleri çalışmaya başlıyoruz. Daha sonra da modelleri hazırlıyorum. Her sene hazırladığım modeller benim çocuğum gibidir, onları ortaya çıkarmak sancılı bir süreçte gerçekleşir ama hem mutlu sonla biter.

 

Nelerden ilham alırsınız?

İlham kaynağım her an değişebiliyor. Bazen gittiğim bir ülkedeki insanların giyimi, bazen o yörenin yerel etnik desenleri, bazen dönem filmlerinden ilham alabiliyorum. Çalışırken hep bir fon müziğim olur genelde. Onu da o sene hazırladığım koleksiyonun temasına uygun oluyor genelde.

 

 

Sizin tasarımlarınızın ayırt edici özelliği nedir?

Tasarımlarımda en ayrıt edici özelliğim; renk geçişlerinde klasik tonlamalar yapmak yerine daha marjinal dokunuşları severim. Kullandığım işleme, baskı ve taşların desen çalışmaları bana aittir. Genelde minimal çizgiler kullanırım.

 

Moda tasarımcısı olmayı ilk ne zaman düşünmüştünüz ve sizin bu mesleğe yönelmenizde kırılma noktası neydi?

Mesleğe ilgim çocukluğum da annem ile başladı. Kendisi Beyoğlu Olgunlaşma mezunudur. Evde bir dikiş odamız vardı. Çocukluğum işte o odada danteller, boncuklar, renk renk iplikler arasında kendime prova mankenini arkadaş edinerek geçti. Lise döneminden sonra Mediha Yener de stilist ve modelistlik eğitimi aldım. Stajımı modacı Sadık Kizılağaç yanında tamamlayıp 1991 yılında Atakol Giyim’de mesleğe adım attım. Çok şanslıydım, çünkü kendimi kocaman bir fabrikada bulmuştum. İç ve dış giyimde her çeşit koleksiyonların hazırlandığı bir ortamda profesyonelliğe geçiş yaptım. Abiye harici kadın giyimin diğer dallarında da koleksiyon çalışmaları yaptım.

 

Bir tasarımcı gözüyle Osmanbeyi değerlendirir misiniz?

Osmanbey’de yıllarca iç piyasa, Laleli ve Ortadoğu ülkelerine koleksiyon hazırlayan biri olarak kendi gözlemlerinden hareketle şunu söyleyebilirim: Osmanbey’de yıllar içinde tasarımcı ve ekiplere verilen değerler olumlu yönde değişse de piyasa kendini fazla yenilemiyor. Değişen çağın getirisi ile son yıllarda tasarım ofisleri ön plana çıkmaya başladı. Sadece mağaza zincirleri olan ve koleksiyon firmaları kendi bünyelerinde tasarımcılar ile çalışmaya devam etmekte. Pandemi dönemi ile benim gibi tasarımcıların da çalışma şartları değişmeye başladı. Dijital ortam ağırlıklı sanal defilelerin olduğu, kocaman bir dünyayı küçük ekranlara sığdırdığımız, çok hızlı akan zamanla yarış etmek durumundayız.

 

Son olarak eklemek söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Dünyanın gerçek gizemi görünmeyenlerde değil, görünür olandadır. Dış görünüm de modadır…

 

Teşekkür ederiz.

Moda, kumaştır!..
Moda alışkanlık yaratmak, alışkanlıkları değiştirmektir.
Hatta dünyayı değiştirmektir bir süreliğine de olsa ...