OSMANBEY'DEN NURTEN UÇAR
19 Eylül 2019

Kasnak Nakışçısı Olarak İşe Başladı; Osmanbey’in Başarılı Abiye Tasarımcılarından Biri Oldu.

 

“Benim stilisliğe başladığım tarihten bu yana gerçekten çok yol kat ettik. O dönem tasarımcıların işi daha kolaydı. Koleksiyon azdı fakat satış adetleri çok yüksekti. Eskiden özgür bir biçimde koleksiyon hazırlıyorduk, satılabilir olması en önemli kriterdi. Şu anda ise koleksiyonun satılabilir olmasının yanında, imalatta firmaya getireceği yükün az olması, yani maliyetinin düşük olması önemli olmaya başladı.”

Osmanbey’de özellikle abiye tasarımı denince akla gelen ilk isimlerden biri: Nurten Uçar. Bugüne kadar firmaların ve pazarın beklentilerini fazlasıyla karşılayan koleksiyonlara imza atan Uçar, piyasanın içinde yetişmiş, alaylı bir tasarımcı. Bundan 25 yıl önce “kasnak nakışçısı” olarak hasbelkader hazır giyim sektörüne girdi. Şanslıydı, çünkü Modart, Alfebeta gibi dönemin büyük firmalarında, artık duayen diyeceğimiz önemli isimlerle birlikte çalışmaya başlamıştı. Tasarıma olan merakı ve doğal yeteneğini ilk önce onlar fark etti ve onu “stilistlik” yapması için cesaretlendirdi. İlk koleksiyonunu iki binli yılların başında Paola Richi’ye yapan Nurten Uçar,  o günden bugüne mesleğini başarı ile icra etmeyi sürdürüyor.

İşin mutfağında olmayı seven, defileler de dâhil çok fazla göz önünde olmayı istemeyen Nurten Uçar, bizlerin röportaj isteğini kırmayarak sorularımızı cevaplandırdı. Erler Group şirketlerinden Rikka’da bir araya geldiğimiz Uçar’la hem Osmanbey abiye piyasasını, hem de tasarım yaklaşımını konuştuk.

 

Nurten Hanım, şu an hangi markayla çalışıyorsunuz?

Şu an piyasanın en önemli abiye hazır giyim markalarından Alchera’ya marka danışmanlığı hizmeti veriyorum.

 

Kaç yıldır Osmanbey’desiniz? Mesleğe ne zaman ve nasıl başladınız?

Ben 25 yıldır Osmanbey’deyim ve 2 binli yıllardan beri stilistlik yapıyorum. Çocukluğumdan bu yana el becerilerim vardı ama ‘stilistlik’ mesleğine tamamen tesadüfen başladım. Hazır giyim sektörü ile tanışmam, Alev ve Metin Esen çiftinin kurduğu ve dönemin iyi firmaları arasında yer alan Modart’da kasnak nakışçısı olarak başlamamla oldu. İlk onlardan duydum; bana, “Sen, stilist olmalısın,” derlerdi.  Daha sonra,  Alfabeta’ya geçtim. Orada markanın kurucusu aynı zamanda yaratıcısı Herman Mıhçı’nın yardımcısıydım, elbiselerdeki süslemeleri yapıyordum daha çok. Alfabeta’da, özellikle tasarım departmanındaki arkadaşlar da stilistlik yapmam konusunda beni teşvik edince bana bir cesaret geldi. Böylece, ilk koleksiyonumu Paola Richi’ye yaparak mesleğe adımımı atmış oldum. Daha sonra Sesto Senso ve Full Collection gibi firmalarla devam ederek bugüne geldim.

 

Hep tek bir firmayla mı çalışıyorsunuz?

Ben meslek hayatım boyunca, genelde tek bir firmayla uzun soluklu çalışmayı tercih ettim. Kısa vadeli veya sadece sezona yönelik işbirliklerinin verimli olacağını düşünmüyorum. Zaten diğer türlüsü çok da etik olmaz. Firmalarla ve kişilerle hep iyi ilişkilerim oldu. Çalıştığım süre boyunca emeğimin karşılığını fazlasıyla aldım, açıkçası firmalara da kazandırdığımı düşünüyorum.

Son yıllarda Osmanbey’de gözle görülür bir biçimde abiye konusunda kümeleşme var. Bölgenin son yirmi yıllık gelişim çizgisini bizzat içinde yaşayarak gören bir tasarımcı olarak bir değerlendirme yapar mısınız?

Mesleğe başladığım yıllarda Osmanbey’de abiye üzerine birkaç firma vardı sadece. Sonradan Osmanbey’de bir yoğunlaşma oldu ve şu an abiye konusunda Osmanbey Türkiye’nin en önemli ticaret bölgesi. Bunun bölgenin ticari performansı açısından çok güzel bir gelişme olduğunu baştan söylemek gerekiyor. Çünkü abiye katma değeri yüksek bir hazır giyim kategorisi. Rekabet arttı, satışlar arttı.  Fakat bu kadar artış olunca, işi bilen, bilmeyen herkes abiyeye yönelmeye başladı. İşini iyi yapan firmaların yanında, sadece bu alandaki sirkülasyonun cazibesine kapılıp bu işe soyunanlar oldu. Haliyle, çok emek vermeden, tasarıma yatırım yapmadan, sadece piyasada yapılan işlere bakarak ilerlemeye çalışan firmalar ortaya çıktı. Gerçi bunların kalıcı olacağını düşünmüyorum.  Fakat abiye hazır giyimde tasarım önemli bir maliyet unsuru. Bazı firmalar kendilerine özgü bir koleksiyon hazırlamak için çaba gösteriyor, bunun için araştırma yapıyor, yatırım yapıyor. Disiplinli bir koleksiyon hazırlamak için emek harcıyor. Bazı firmalar ise onların koleksiyonlarına bakarak kendi koleksiyonlarını şekillendiriyorlar. Bu sadece bizlere ve firmalara değil, mevcut ticaret bölgeleri içinde özel bir yere sahip olan Osmanbey’in marka kimliğine de zarar veriyor.

 

“Firma sayısı artınca, rekabet arttı,” dediniz. Sizin açınızdan o zaman mı daha kolaydı, şimdi mi?

Benim stilisliğe başladığım tarihten bu yana gerçekten çok yol kat ettik. O dönem tasarımcıların işi daha kolaydı. Koleksiyon azdı fakat satış adetleri çok yüksekti. Sirkülasyon çok fazlaydı. Şu anda sezonda 200-300 parça koleksiyon hazırlıyorsak, o zamanlar sezonu 50 parça ile veya kış-yaz 80-100 parça ile tamamlıyorduk. Şimdi adetler düştü ama çeşit çoğaldı. Firma sahipleri modelin üzerinden yürüyerek para kazanıyor. Bu firmalar için çok da iyi bir şey değil. Çünkü bir modelin üretime adapte edilmesi zaman isteyen bir şey... Belirli adetten sonra üretim sürecindeki herkes o modeli bilir. Bu da hem zamandan kazandırır, hem daha kaliteli işin çıkmasını sağlar. Oysa model çok olunca, imalat süreci de zorlaşır.

Bir de içinde bulunduğumuz dönemde ekonomik nedenlerle firmalarda bir daralma oldu. Firmaların giderleri yükselmesine rağmen kâr marjları ciddi anlamda düşmeye başladı. Şimdi çok alternatif var, rekabeti fiyat üzerinden yapan firmalar var. Çizgiler farklı olsa da ister istemez tüm firmalar bundan etkileniyor. Dolayısı ile maliyet unsuru firmaların çok daha fazla gündemine girdi. Eskiden özgür bir biçimde koleksiyon hazırlıyorduk, satılabilir olması en önemli kriterdi. Şu anda ise koleksiyonun satılabilir olmasının yanında, imalatta firmaya getireceği yükün az olması, yani maliyetinin düşük olması önemli olmaya başladı. Bu belki işimizi zorlaştırdı ama bir yandan da daha organize, daha dikkatli ve daha disiplinli çalışma zorunluluğu geldi. Zaten şimdi, müşteriler de nerede fiyatı düşük, satabileceği mal var onun peşine gidiyor, çünkü tüm dünyada bir daralma var.

 

Bu değişimin nedeni ne?  

Bizim önceden temel pazarımız Rusya ve Ortadoğu pazarıydı. Dünyada yaşanan ekonomik krizler ve bu ülkelerin kendi içindeki gelişmeler pazarda bir değişim yaşanmasına neden oldu. İnsanlar şimdi daha çok seyahat ediyor, daha çok farklı şeyler görüyor. Ayrıca sosyal medyanın yaygın kullanımı kadınları hem ortak bir moda diline yaklaştırıyor, hem de farklılık arayışına itiyor.  İçeride ise abiyeye yönelen firma sayısının artması ile rekabetin artması piyasayı farklılaşmaya itiyor. Gelişen kumaş ve dikim tekniklerinin de bunu etkilediğini düşünüyorum.  

 

Bir firmaya koleksiyon hazırlarken nereden başlıyorsunuz ve nasıl ilerliyorsunuz?

İlk önce müşteri portföyünü gözden geçiriyorum ve hangi pazara hitap ettiğini anlamaya çalışıyorum. Ondan sonra güncel moda trendlerine, kumaş ve aksesuarlara yoğunlaşıyorum. Sonradan arkası geliyor zaten.

 

Firmanın etkin olduğu veya hedeflediği pazar, koleksiyonu şekillendirmenizde etkili oluyor mu?

Ortak yönleri olmakla birlikte iç piyasa, Ortadoğu ve Rusya pazarının hepsinin kalemi farklı. Çünkü, kadınların fizyonomisi, beğenisi farklı. Genelde bölgeye göre koleksiyonu revize ediyoruz. Mesela geçmişte Rusya ve Ortadoğu pazarına çok fazla dekolte yapardık. Şu an Rusya piyasası bizim iç piyasamıza benzemeye başladı. Hatta daha küresel moda anlayışına göre giyindiklerini söyleyebilirim. Daha çok okuyorlar, markalarla tanıştılar ve giyim kültürü değişti. Arap ülkelerinde ise kadınlar her anlamda daha süslü, dekoltesi daha çok olan gösterişli elbiseleri tercih ediyorlar.

 

Sizin tasarımlarınızın ayırt edici özelliği nedir?

Esasında, moda trendleri, moda haftaları, takip edilen tasarımcılar hepimiz için aynı. Moda olanı, kumaşları, aksesuarları veya gündemdeki yenilikleri bu işle ilgilenen bütün stilist arkadaşlarım biliyor. Herkes aynı noktaya bakıyor ama sonuca bakınca herkesin yorumunun farklı olduğu görüyoruz.  Birileri bana, “Vitrine baktığımda senin tasarımın olduğunu anlıyorum,” dediklerinde çok mutlu oluyorum. O zaman bir fark yarattığımı düşünüyorum. Ben sanırım, süslemeler ve kadın bedenini yücelten detaylarda fark yaratıyorum. Kadının vücut hatlarını takip eden kendini iyi hissetmesini sağlayan kumaşları, süslemeleri ve dozunda dekolteyi seviyorum. Her kadının çekici görünmek isteyeceğini düşünerek hareket ediyorum ve bunu tasarımlara yansıtıyorum.

 

Abiyede uluslararası marka veya tasarımcı çıkabilir mi?

Hâlihazırda Osmanbey Türkiye’de abiye hazır giyimin merkezi durumunda ama küresel bir marka veya modacı çıkması için sanırım başka dinamiklerin devreye girmesi gerekiyor. Bir kere bizdeki stilist ile moda tasarımcıları arasındaki farkı koymak gerekiyor. Bizler, firmaya para kazandıracak, sirkilasyonu olan tasarımlar ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Firma da aynı şekilde hareket ediyor. Küresel anlamdaki moda tasarımcısı veya modaevleri ise tamamen kendi modasını önerir. Bununla birlikte çok yetenekli tasarımcı arkadaşlarım ve küresel ligde oynamaya istekli firmalarımız da var. Dolayısı ile zemini hazırlanır, hedefler konulur ise neden olmasın?

 

 2019 Sonbahar-Kış sezonu neredeyse başlamak üzere. Yeni sezonda koleksiyonlarınızda neler var?

Bir kere saten, brokar, organze ve brode önümüzdeki sezon daha ağırlıklı olacak. Renk kartelasında ise sarı, turuncu gibi sıcak renklere doğru bir geçiş olsa da yeşiller, maviler yine var. Ayrıca abiyede her zaman gündemde olan pudra renkleri ağırlığını koruyacak.

Bu sezon siluetlerde abartılı hacimler öne çıkacak. Yerinde ve ölçülü kullanmak kaydı ile eteklerde, omuzlarda, yakalarda, kollarda abartı var. Tül neredeyse tüm koleksiyonlarda yoğun kullanılacak. Detaylarda ise danteller, kemerler, işlemeler, üç boyutlu aksesuarlar, saçaklar ve püsküller öne çıkacak.

 

Son olarak Osmanbey için ne söylemek istersiniz?

Osmanbey piyasasını gerek tasarım ve üretim dinamikleri, gerekse sunulan koleksiyonlar ve müşteri portföyü ile çok başarılı buluyorum. Fakat beş altı sene öncesinin heyecanının olmadığını görüyorum.  Bunun nedeni de artık herkesin bildiği ve yaşadığı bir dizi olumsuzluklar. Bununla birlikte bunun geçici bir süreç olduğunu, çok güçlü ve köklü firmaların bulunduğu Osmanbey’in bunu da atlatacağına inanıyorum.  

Teşekkür ederim.